SAHNE
BEŞ
Uşak
- Anlatıcı
(Anlatıcı yerdeki kâğıtları toplar. Doğrulur. Uşak elinde bir tepsi ile içeri girer.
Tepside iki bardak içecek vardır.)
Anlatıcı- (Alaycı) Oo.. nihayet gelebildiniz! Adam kuş misali uçup gitti siz
ancak teşrif edebildiniz. (Uşak Anlatıcıya iyice sokulur,
kulağına fısıldar. Doğrulur. Anlatıcı
kahkahalarla güler.. ) Ne dedin.. sahi mi? Demek içecek bir şeyler yoktu..
sen de bir koşu yandaki büfeden meyve suyu aldın ha? (Katıla katıla güler. Uşak
gayet ciddidir. Dik duruşunu bozmaz.)
Uşak- Oluyor mu şimdi? Bunu
konuklarımızın duyması gerekiyor muydu? Ağzında bakla ıslanmayanlardansınız
demek ki?
Suat- (Uşağı taklit eder) Ağzında bakla
ıslanmayanlardansınız demek ki? Sevdim seni.. valla bak.. provalarda da en çok
seni beğenmiştim.. beğendim de.. (Güler)
bu Sör ne olu.. (Sorusunu tamamlamadan
yeniden kahkaha atar. Kendini kontrol eder..) Sör neydi ya?
Uşak- (Gayet ciddi) Dün bir filmde gördüm. Siyah Beyaz bir İngiliz filmi..
orda aynı benim kıyafetimde bir Uşak vardı. Her cevabının sonunda
Sör, diyordu..
Anlatıcı- (Alaycı bir tavırla) İyi ya işte İngiliz diyorsun.. biz İngiliz bir
oyunda mıyız? Sörün işi ne?
Uşak- (Bozulmuş gibidir, kırgın bir sesle) Hayır ben sandım ki
repliklerde unutulmuştur. Belki Uşaklara ait bir deyimdir. Beynelmileldir
sandım.
Anlatıcı- (Uşağın yanına gelir. Tepsiden limonata bardağını alır.) Bizim
ihtiyar da ne cevherler varmış meğer.. Beynelmilel.. Uşaklara ait deyim.. (Limonatayı bir yudumda içer.) İyi,
aferin soğukmuş da.
Uşak- (Merakla) Beyfendiler çok kızdılar mı oyunda olmayan bir sözü
telaffuz ettiğim için?
Anlatıcı- (Gülümser, alaycılığını sürdürür) Beyfendiler.. telaffuz.. valla
tuttum seni ihtiyar. Ama üzülme, Suatcım kızmışsa bile unutmuştur. Çok çabuk
unutur. Onun derdi büyük.. bu dekoru sevmedi. Provalarda da kötü kötü bakıyordu
şu penceredeki tekli koltuklarla fiskos masasına. Avni Bey’e ikide bir o
sahnede kızması sanırım dekor yüzünden. Böyle bir sahne provalarda yok muydu
ihtiyar?
Uşak- (İyice dikleşir. Tok bir sesle) Olmaz olur mu efendim! Kaç kez Avni Bey’le
burada bazı şeyleri konuştuk. Dertleştik.
Anlatıcı- (Dudak büker) Uşakla dertleşen bir Beyefendi..
yazarın yazmadığı karakter Anlatıcı, sör.. dur bakalım neler
olacak!
Uşak- Efendim haddim olmayarak
söyleyeyim ki Yazar Bey yanılıyor. Ya da latife yaptı. Çünkü kendisiyle Anlatıcı
karakter üzerine çokça tartıştık bu oyunla ilgili.
Anlatıcı- (Şaşırmıştır.) Nasıl nasıl.. karakterler üzerine tartıştınız mı? Anlatıcı
karakteri üzerine tartıştınız öyle mi?
Uşak- Bunda şaşırılacak bir şey
olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Raci Bey kapı komşumuzdur.
Oturduğumuz apartmanın altında nezih bir pastane var, zaman zaman orada
hasbıhal ederiz. sağ olsun yaşlıyız diye burun kıvırmaz, saygıda kusur etmez.
Avni Bey rolü için beni düşünmüştü ve fakat ben kabul etmedim. Hafızam o kadar
güçlü değil.. çabuk unutuyorum.
Anlatıcı- (Alaycı) Sen de ne cevherler varmış da haberimiz yokmuş be ihtiyar..
sahi hazır seni bulmuşken nasıl toparlarız bu işi? Baksana kazan kaldıranlar
olmuş.. yönetmenimiz çıldırdı çıldıracak, yazarımız şaşkın.. ben dersen.. böyle
sakin durduğuma bakma kafayı hepten sıyırdım, uzatmaları oynuyorum.. (Gülerek) Aklı başında bir tek seni
gördüm sör.. ne yapacağız? (Cep telefonu
çalar. Anlatıcı ceplerini
karıştırır. Uşak afallamıştır. Anlatıcı arka cebinden telefonu
çıkarır. Telefona bakar. Uşağa gösterir. Telefon çalması durur.)
Uşak- (Sert bir sesle) Bu olmadı Beyefendi.. bu hiç şık olmadı.
Telefonlarımızı kuliste bırakmıştık.. bu çok ayıp..
Anlatıcı- (Uşağı tersler) Dur be ihtiyar.. aklı başında dedik, başımıza
yönetmen kesildin.. bu hattı sadece ev biliyor. Çok çok önemli bir şey olmadan
aramazlar.. yer yarılmadan, gök devrilmeden, tüp patlamadan, biri can vermeden,
tuttuğum takım turnuvadan elenmeden aramazlar.. demek ki önemli bir şey oldu.
Şimdi dur da çağrıya cevap verelim. (Telefon
arama tuşuna basar. Kulağına götürür. Uşak
başını sallar. Anlatıcı merakla)
Alo.. ne var hanım? Ne oldu.. oyunun tam ortasında.. Efendim.. oyun müsveddesi
mutfak dolabından mı çıktı? Yemek tarifi ararken onları buldun. Boşuna arama..
senin tarifeler bende.. şimdi bunun için mi aradın? Neyse.. tamam kapat..
asabım yeterince bozuk! (Telefonu
kapatır. Arka cebine koyar.)
Uşak- Bence telefonu kapatın.. bu çok
ters, çok ayıp bir şey.. yani camide tam secdeye giderken çalması gibi bir
şey..
Anlatıcı- (Omuz silker. Elindeki kağıtları Uşağa sallar) Bunlar var ya..
bunlar.. hanımın yemek tarifleri.. bizim oyun yazmaları da mutfakta.. bizim
haylazlardan biri aklınca bana şaka yapmış diyeceğim.
Uşak- (Başını sallar) Haddim olmayarak söyleyeyim ki, sanırım fazla
şımartmışsınız.
Anlatıcı- Öyle görünüyor.. kimi şımartırsan
o tepene çıkıyor.. şekil A’da görüldüğü gibi.. neyse bu kadar zevzeklik yeter..
bu dağınıklığı nasıl toparlayacağız?
Uşak- (Şaşkın) Hangi dağınıklığı?
Anlatıcı- Nasıl hangi dağınıklık? Yazarı duymuşsun..
yönetmeni gördün duydun.. baskına gelenler..
Uşak- (İnanmıyormuş gibi yapar) Nasıl yani.. bunların hepsi prova edildi..
provaların hepsine geldin sen de.. ve itiraf edeyim güzel oynuyorsun..
Anlatıcı- (Başını sallar, elindeki kağıtlara bakar) İhtiyar dalga mı
geçiyorsun? Daha biraz önce kulağıma fısıldadıklarında da mı bir anormallik
görmüyorsun? .. Hani içecek bir şeyler bulamamışsın da bir koşu yandaki büfeye
gidip içecek almışsın.. bütün bunlar ne demek oluyor?
Uşak- (İyice şaşırmış) Allah aşkına benimle eğlenmeyin Beyefendi.. hepsi
oyunun içinde.. Tamam Raci Bey’le komşuyuz, arada bir benimle şakalaşmayı
sever.. sizinle de anlaşmış olabilir.. ama artık uzatmayalım.
Anlatıcı- (Ayaklarını yere vurur) Kahretsin.. bak ağzımı bozdurma benim.. sen
kimsin de ben, yazar sana şaka yapmak için bir araya geleyim? Ulan kulis
basıldı.. bütün bunları unuttun mu?
Uşak- (Dikleşir) Kendine gel Beyefendi.. sen de çok iyi biliyorsun ki,
kulis falan basılmadı.. oyundan bir parça.. içtiğin limonatayı buzdolabının no-frostuna
sen kendi eline koydun.. (Anlatıcıyı taklid ederek) İhtiyar
bugün içim yanıyor, şunu no-frosta koyalım.. deyip koyduydun ya! Şimdi bana
ayak yapıyorsun..
Anlatıcı- (Dik dik Uşağa bakar. ) Tamam lan.. dediğin gibi oldu.. oynamıyorum
lan ben.. tamam lanet olsun.. yönetmen ciyak ciyak kâbus, kâbus deyip durdu.
Gelsin de kâbus görsün.
(Elindeki kağıtları havaya savurur, sol
kapıya yönelir. Uşak elindeki
tepsiyi hızla cam sehpaya bırakır, Anlatıcı’nın
yolunu keser.)
Uşak- (Heyecanla) Dur ya.. replikleri mi unuttun.. bu ne aculluk be
birader. (Anlatıcı Uşağı geçmeye
çalışır. Uşak Anlatıcının yakasına yapışır..sarsar) Kendine gel birader. (Anlatıcı Uşağın ellerin yakasından uzaklaştırır.)
Anlatıcı- (Öfkeyle) Kendine gel ihtiyar.. ne sen hallaçsın ne de ben
savrulacak pamuğum.
(Uşak titrer. Göğsünü tutar. Anlatıcı Uşağın hareketlerini izler. Heyecanlanır. Yardım için
hamle eder)
Anlatıcı- Heyecanlanma be ihtiyar.. dur!
Sakinleş. (Pencerenin solundaki koltuğa
oturtur. Cam sehpaya koşar, dolu bardağı alıp Uşağa uzatır.) Al iç şunu..
nefeslen.. yine çarpıntın mı tuttu? (Uşak bardak uzatan eli itekler.. güçlükle nefes
alır. Anlatıcı iyice telaşlanır.
Kendi kendine) Kahretsin.. kahretsin! (Bardağı
ısrarla uzatır. Müşfik bir sesle) Hadi ihtiyar bırak şu inadı.. ilaçlarını
almış mıydın? (Uşak evet anlamında
başını sallar) Arkadaş bu kadar heyecana ne gerek var.. yaşlı kalbini bunca
zorlamak akıl kârı mı? (Bardağı zorla
Uşağın eline tutuşturur. Ağzına götürür.) Hadi bir yudum iç.. kendine
gelirsin. (Uşak başını iki yana
sallar.. ağzını iyice kapar. Anlatıcı
kızgın bir sesle ) Ya ihtiyar görende bu bardakta zehir var sanır.. vişne
suyu be.. seversin sen!
Uşak- (Anlatıcının elini itekler.. güçlükle) Vişne
suyuymuş.. ne vişnesi be.. mendebur yönetmen alacaktı bunu. Ben son anda (nefes nefese sürdürür konuşmasını) son
anda fark edecektim onun antifriz olduğunu.. sonra hızla elinden alıp
dökecektim.., (Anlatıcı bardakla geri
çekilir. Bir elindeki bardağa bir tepsideki boş bardağa bakar. Korkmuştur.)
Anlatıcı- (Korku dolu bir tonla) Antifriz mi? Ya ben içseydim..
Uşak- (İyice kendine gelmiştir.) İçmene seyirci kalır mıydım sanıyorsun Beyefendi?
O kadar bunamadık her halde, tabii ki anında engel olurdum. Olur mu öyle şey!
SAHNE
ALTI
Öncekiler
- Kadın Hizmetçi
(Anlatıcı Uşağa yaklaşır. Uşağın sağ eli kalbinin
üzerindedir. Anlatıcı bardağı bir
eliyle Uşağa yaklaştırır, diğer eliyle başını geri iter. 50’li yaşlarda başında
İngiliz Hizmetçi kadınlarının
başlığı ile Kadın Hizmetçi telaş ve
korku ile sağ kapıdan sahneye gelir.)
Hizmetçi- Kuzum siz çıldırdınız mı?
Adamın kalbine inecek, ne yapıyorsunuz öyle?
Anlatıcı- (Hizmetçiyi umursamaz. Dönüp bakmaz bile. Dişleri
arasından) Bu moruk az kalsın beni zehirleyecekti. (Bardağı Uşağın kapalı ağzına dayar. Ağzını açmaya zorlar.)
Hizmetçi- (Anlatıcıya engel olmaya çalışır.) Yapmayın
etmeyin.. görmüyor musunuz mosmor kesilmiş zavallıcık?.
Anlatıcı- (Uşağı bırakır. Kolundan çekiştiren Hizmetçiye
döner, Kadını sahnenin ortasına doğru sürer. Bardağı ona doğru uzatır.)
Rahat dur kokona.. seni gidi kız kurusu seni, ayağını denk al.
Hizmetçi- (Hizmetçi iki elini ağzına götürür. Hafif bir çığlı
savurur.) Aaa.. çıldırmış. (Daha
yüksek sesle çığlık atar. İzleyicilere döner, çaresizce bakar onlara)
Yetişin ayol insan öldürüyorlar!
Cemal Çalık, 16.07.2014, Konuk Yazarlar, Sonsuz Ark,
Oyun, İsyan