Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"Hakîkat ancak, muhakkak ve sadece Kur’an’daydı. Kur’an ne mistikler gibi insanı sorumsuz görüyordu ne de salt akılcılar gibi sorumlulukların ölümle son bulduğunu söylüyordu. Kur’an, her fiil sahibinin fiillerinden doğacak olan mükafâtın ve cezânın hem ölümden önce hem de ölümden sonra hardal zerresince mahsup edileceğini açıkça izhar ediyordu."
Öleni sevdiklerinden dolayı ya da zorunlu karşılık ilkesi gereği taziyeye gelenlerin yüzlerindeki derin umutsuzluğu gördüğümde, hemen hepsinin ölüme karşı korkularının tetiklendiğini ve günahlarının ağırlığını daha çok hissettiklerini fark ettiğimi düşünmüştüm. Onları anlıyordum; hangimiz günahsızdık ki? Allah bizi bağışlamasa nasıl huzur bulabilirdik?




