“Erdoğan’dan başka hangi Türkiye lideri bir ABD Büyükelçisi’ne korkudan pandomim yaptırabilmişti ki?”
Gündemin
gına getiren tekrarlarından sıkılmış bir halde, bir an önce 30 Mart gelsin de
herkes eteğindekinin, aklındakinin, serptiğinin karşılığını alsın da kurtulalım
derken tıkanıklıkların tümü birdenbire dağıldı, güneş görmüş kar gibi eridi.
Artık gönlüm rahat; teknik hiç bir boşluk kalmadı. Mengeneye maruz bırakılmış
zihnim kendi doğal akışında çalışmaya başladı.
Ne mi
oldu? Çok basit; Fethullah Gülen, kendi resmî yayın organı olarak kullandığı
Zaman Gazetesi’nde, genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’ya verdiği röportajda
ne var ne yok anlattı.
Optimizmin bütün versiyonlarıyla düşünen ben, Gülen’in haklarını helal etmesine
odaklanmış olmakla çok iyi bir şey yaptığımı anladım. Evet; uzlaşma mesajları
veriyordu Gülen, Başbakan Erdoğan daha ne istiyordu ki? İşin Gülen kısmını
halledince, Erdoğan’a yüklenmek daha haklı imiş gibi geliyor herkese, bana da
öyle geldi, ki; bugün okuduğum iki haberle berrak bir zihin açıklığı yaşadığımı
hissettim.
Gülen’in o mûnis, mağdur, mazlum sesinden çıkan rayihaya kapılmam mümkün değildi, ama yine de dedim hani olası bir terör davasında örgüt lideri olarak iddianamede yer almamanın yollarını arıyor, o zaman haksızlığını kabul etmiştir, falan. Hem üstüne üstlük Bülent Arınç “‘Hocaefendi’yi ayrı tutun” manasında bir şeyler de söylemişti.
Fehmi
Koru’nun postacılığını yaptığı uzlaşı mektubundaki engerek, bu röportajda o
kadar ustalıkla gizlenmişti ki, sıkıldım, son kısımlarını okumaktan vazgeçtim bu
tefrikanın. Ne olacaksa olsun babında, geri çektim dikkatimi Gülen’den. Başbakan’ın
Türkiye’nin her yerinde yaptığı tıklım tıklım kalabalıklı mitinglerine baktım
hiç üşenmeden.
Başbakan
da her mitingde renk katacak şeyler söylemiyordu; ama Gülen’de sembolleşen
ittifakı tek tek sayıyor, MHP, CHP, BDP diyor ve Gülen’e “Niye Mekke’de, Medine’de
inziva’ya çekilmedin de Pennsylvania’ya gittin?" diye soruyor, kendisini
desteklemeye gelen insanları coşkuyla karşılıyordu. Onlarla şarkı söylüyor,
bayrak şiirleri okuyor, günde iki-üç miting yapıyor; enerji depoluyordu. Hem zaten
Pennsylvania’daki çiftlik hakkında söylentiler garipti. Çiftlik daha önce
masonik köklere sahip Cizvit Tarikatı'nın (Hristiyan Katolik mezhebi) yaz
kampı olarak kullanılıyormuş ve sık sık el değiştiriyormuş.
Haberlere
geleceğim yavaş yavaş. İlk habere bakmadan evvel, “İftiraya maruz kalma,
komplolarla karşılaşma her zaman bu yolun yolcularının kaderi olmuştur ve
olmaya da devam edecek. Zaman içinde basiret ve feraset her şeyi silip-süpürüp
atmıştır. Basiret karşısında, hiçbir komplo, hiçbir iftira tutunamaz” diyen ve “Keşke
bu komplo ve vehimlere kendilerini kaptıranlar, gittikleri yolu Kur’an ve
sünnetin ışığında gözden geçirmeyi bir deneselerdi...” diyerek de büyük bir ithamla gözümüzü gönlümüzü korkutan, ayar kaygısını
zihnimize boca eden Gülen’e bakmak zihnimizi berraklaştıracak.
Komplo,
vehim, iftira diyelim Başbakan’dan Fethullah Gülen’e yönelik iddiaların hepsine
ve bugünkü iki habere bakalım. İlk habere bakarak, Eski AkParti milletvekili ve İçişleri
Bakanı İdris Naim Şahin'in bugün nerede olduğunu görelim. CHP Çekmeköy İlçe
Teşkilatı tarafından düzenlenen Ordulular Buluşması programına katılmış İdris Naim Şahin; unutanlara hatırlatayım, Şahin, 17 ve 25 Aralık Suikasti sonrası "Ülkemizin bekası ve milletimizin huzuru için bir dönem birlikte ve başarılı görevler yaptığımız, güvenlik (emniyet) teşkilatımızın fedakar ve vefalı personeline yönelik son günlerdeki uygulamalar ile bağımsız yargı ve tarafsız mensupları hakkındaki düzenleme ve değerlendirmeler, akıl, hukuk ve adalet anlayışı ile izah olunamamaktadır." diyerek Ak Parti'den istifa etmişti.
İdris
Naim Şahin, CHP Çekmeköy Belediye Başkanı adayı Seyfettin Yıldırım'a “Seyfettin
Yıldırım kardeşimize herkesin bir güveni varsa, var Allah'a şükür, benim ve
Oktay Ekşi'nin iki güveni iki sevgisi iki aşkı var” diyerek destek vermiş. Yetinmemiş,
"Bizim derdimiz bir siyasi parti derdi değil. Siyasi partilere saygı
duyuyoruz, iyi ki varlar. Çünkü tek bir parti her zaman tehlikelidir nitekim o
tehlikenin varlığını şu günlerde de ne yazık ki sıcağı sıcağına yaşıyoruz. Ağızdan
çıkanı kulaklar maalesef duymuyor, ihtiras, iktidar hırsı, dünya hırsı
insanları bu kadar çileden çıkarmamalı. Bu kadar da kendinden geçirmemelidir.
Mesele memleket meselesiyse amenna, ama öyle olmadığı çok açık seçik görünüyor.
Mesele iktidar, mesele ihtirastan ibaret. Kin nefret ve öç duygusuyla yola
gidilmez.” demiş.
İdris Naim Şahin'in söyleminin tabanı cemaatin zihinsel tabanı, bunda zerre kadar kuşku yok. Olabilir, hürdür, dedim ve geçtim. CHP milletvekili Hürriyet’in eski haşin yazarı Oktay Ekşi ile gönül sarması olması da, CHP’ye destek vermesi de kendi bileceği iş; ama ya bu iş organize bir işse?
İşte zihnim bu dalgalı denizde birdenbire duruldu. Sen, görevden alınana kadar, İçişleri Bakanı iken KCK operasyonları ile Çözüm/Barış Süreci'ne iktidarın hilafına tutuklamalarla müdahalede bulun, emrindeki emniyet gücünü hükümet erkinin organizasyonunun dışında aktive et, görevden alınınca ve 17 Aralık suikasti gerçekleşince de partinden istifa et. Sonra gel, CHP’ye destek ver ve Erdoğan’ı hedef alarak de ki;
İdris Naim Şahin'in söyleminin tabanı cemaatin zihinsel tabanı, bunda zerre kadar kuşku yok. Olabilir, hürdür, dedim ve geçtim. CHP milletvekili Hürriyet’in eski haşin yazarı Oktay Ekşi ile gönül sarması olması da, CHP’ye destek vermesi de kendi bileceği iş; ama ya bu iş organize bir işse?
İşte zihnim bu dalgalı denizde birdenbire duruldu. Sen, görevden alınana kadar, İçişleri Bakanı iken KCK operasyonları ile Çözüm/Barış Süreci'ne iktidarın hilafına tutuklamalarla müdahalede bulun, emrindeki emniyet gücünü hükümet erkinin organizasyonunun dışında aktive et, görevden alınınca ve 17 Aralık suikasti gerçekleşince de partinden istifa et. Sonra gel, CHP’ye destek ver ve Erdoğan’ı hedef alarak de ki;
“Bu
memleketin bir tane Öcalan'ı vardı, ama bir tane de öc almak için yola çıkmış
birine ihtiyacı yoktur!"
Yani
Başbakan Erdoğan öç almak istiyor. Peki kimden öç almak istiyor?
“AK
Partiyle Güleni bitirme planı adıyla yayınlanan haberde yan yana olacaksın, ama
bugün mitralyozlarla bütün silahlarınla karşı karşıya gelip savaşacaksın. Bir
siyasi parti olmayan sosyo kültürel bir grubu, devletin imkanlarıyla karşına
alıp, ona adeta savaş açacaksın. Açmak bir tarafa büyük savaşın haberini bu
günden vereceksin. Öç duygularıyla yola gideceksin, böyle bir şey siyasetin
tarihinde de yok medeni hayatın tarihinde de yok!”
Bugüne
dek delil belge istiyorlardı ya, Fethullah Gülen de röportajında delil istedi
ya, sonra “Hiçbir suç olmadığı halde, bir kere “paralel yapı” var derseniz o
evham, karşınıza bin paralel yapı çıkarır. Ve masum insanlara zulmetmiş
olursunuz.” dedi ya, o zaman cevap vermeli İdris Naim Şahin, hangi saikle, hangi gerekçeyle bugün
eski partisine karşı CHP’ye destek istiyor ve Oktay Ekşi ile kol kola? İdris Naim
Şahin’in bu muhteşem evriminin izahı nedir? Kim öç alıyor, kim zulmediyor?
“AK
Partiyle Güleni bitirme planı adıyla yayınlanan haberde yan yana olacaksın”
diyen İdris Naim Şahin 2004 MGK’ya atfen zihinsel bir duruşu temsil ediyor ve
sonra 2014 yılının ocak ayında, 17 ve 25 Aralık 2013 suikasti ile görevden alınan
ve görev yerleri değişen İçişleri/Emniyet personelini çoğunlukla kendisinin 24
Ocak 2013’e kadar bakan olarak atadığını unutuveriyor. Gülen’i bitirme planı
devrede olsaydı, İdris Naim Şahin ve bu kadrolaşma mümkün olur muydu?
Bugün Gülen’in emirleri doğrultusunda Erdoğan’ı
bitirme planları için CHP’ye destek vermiyor mu İdris Naim Şahin? Gerçeği nasıl
da ters yüz ediyorlar? Nasıl da helal
edilmiş haklar konforunda gösteri yaparken engerek zehrini dipten dibe
salıyorlar.
Her şey berrak
bir şekilde gözler önünde. İdris Naim Şahin’in şahsında, Başbakan’ın bahsettiği
bu yapı, örgüt ya da her neyse artık somut bir şekilde, delilleriyle ortada.
Zihnim rahat.
İkinci
habere geleceğim. Bu haber beni cidden eğlendirdi de. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan , 6 Mart'ta Atv ve AHaber’de canlı yayınlanan röportajında Fethullah Gülen hakkında Başkan Obama ile
görüşmesini anlatırken, “Sayın Obama ile de bu konuları görüştüm. Oradan da
umutluyum. Gereken her şeyi söyledim. ‘Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki
kişi sizdedir.’, ‘Pensilvanya’dadır.’ dedim, bu kadar açık söyledim. ‘Ben de
sizden gereğini bekliyorum.’ dedim. ‘Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit
edenler sizdeyse, siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız. Amerika’nın iç
güvenliğini tehdit eden kişiler bende olduğu zaman siz nasıl benden bunları
istiyorsanız ben de sizden aynı şekilde bunları isteme hakkına sahibim.’ dedim.
Bunları bu kadar açık kendisine söyledim. Olumlu baktı. Yani ‘Mesaj
alınmıştır.’ dedi.”demişti ya, Zaman gazetesi Washington Temsilcisi Ali H.
Aslan, bir Yahudi kuruluşunca yalanlanan sonra da yalanlanması geri çekilen “mesaj
alınmıştır” haberini Washington’daki bir resepsiyonda ABD’nin Türkiye
büyükelçisi küstah Francis Ricciadone’ye sormuş.
Ricciardone, telefonundan Başbakan’ın
beyanatını okutan Al H. Aslan’a kaş-göz ve mimik hareketleriyle bir şeyler
anlatmış, öyle diyor Ali H. Aslan, “Yakınımızda bir Amerikalı emekli diplomat
da var. ‘Sözlü yorum yapmasına gerek kalmadı, mimiklerinden her şey anlaşıldı
zaten.’ diyor bana.”
Kudretli
Amerika Birleşik Devletleri'nin kudretli büyükelçisi, üstelik kendi ülkesinde, sesli yorum yapmaktan kaçıyor, ürküyor ve pandomim yapıyor.
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın 28 Şubat’ın darbeci orgenerallerinden birini pandomimle anlatması geldi aklıma, gülümsedim.
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın 28 Şubat’ın darbeci orgenerallerinden birini pandomimle anlatması geldi aklıma, gülümsedim.
Korku insana
pandomim yaptırıyormuş. 17 Aralık suikastı için “Bir İmparatorluğun yıkışını
izleyeceksiniz” dediği iddia edilen ve Başbakan tarafından istenmeyen adam
olarak ilan edilecekken son anda yalanlamayla kurtulan Ricciardone tedbirli
davranmış anlaşılan. Halbuki hepimiz artık öğrenmiştik ABD Ankara
Büyükelçiliği personeli tek tek Türkiye’deki genç ya da etkili işadamlarını
gezmiş ve hükümeti devirmek için destek istemişti.
Obama,
Gülen’i iade eder mi etmez mi, bilemiyorum. Cemaatin amiral gemisi olan Zaman Gazetesi’nin
Washington temsilcisi Ali H Aslan, “Gülen’in iadesi hukuken ve siyaseten
neredeyse imkânsızken” diyor. Neden iadesi neredeyse imkansız? İddialara göre Gülen artık ABD vatandaşı olma
hakkı elde etmiş; ABD onu vatandaşı olduğu için mi koruyacak, imkansızlık
bundan dolayı mı? Onu da bilemiyorum.
Artık
zihnim rahat. İstanbul Yenikapı’daki Erdoğan Mitinginde coşkuyla bağıran iki
milyon insanı anlamaya devam ediyorum.
Erdoğan’ı anlayanların sayısı geçmişe oranla o kadar çok yükseldi ki.
Erdoğan’ı anlayanların sayısı geçmişe oranla o kadar çok yükseldi ki.
Hem niye
anlamasınlar, destek vermesinler ki? Ona ihanet edenler apaçık ortada. Ondan
korkanlar da apaçık ortada.
Erdoğan’dan
başka hangi Türkiye lideri bir ABD Büyükelçisi’ne korkudan pandomim yaptırabilmişti
ki?
Korkmuş
işte Ricciardone, daha nasıl açıklayacaksınız bunu?
İhanetin
en dehşet verici olanını yaşamış işte Erdoğan, daha nasıl açıklayacaksınız
bunu?
Delil soruyordunuz,
delilleri siz kendi ellerinizle ve dillerinizle takdim ediyorsunuz.
İnsan, zihnini daha başka nasıl felç eder ki?
Arif Şahin, 23.03.2014,
Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 41
Arif Şahin Yazıları
Not:
Başbakan Erdoğan 24 Mart 2014 Ordu Mitinginde CHP için oy isteyen İdris Naim Şahin hakkında şöyle dedi:
"Ordu'da bizim aramızda tutunamayan bazıları da sahaya çıkmış. Maalesef. Ak Parti'nin oylarını nasıl azaltırız diye sağda solda dolaşıyorlarmış. Hele hele bunların içerisinde bir tanesi var ki benim yaklaşık 45 yıllık beraber olduğum, tanıdığım, bildiğim ve onu da belediye başkan olduğum zaman genel sekreter yardımcısı yaptığım -daha sonra partide kurucu yaptım- partimin genel başkan yardımcılıklarından bir tanesini ona verdiğim ve daha sonra bakan yaptığım birisi. Ama bu seçimde buradan büyükşehir belediye başkan adayı olmayınca, olamayınca biliyorsunuz istifa edip ayrıldı. Niye biliyor musunuz? Onun da şantaj kasetleri var. Onu da açıklayacaklar diye korkarak gitti, biliyorum. Şimdi bakıyorum ki şu anda unutmayın kardeşlerim ahlakı olmayan siyasetin millete, ülkeye faydası olmaz. İlkesi olmayan, hedefi, planı, projesi olmayan siyasetin Ordu'ya faydası olmaz. Kazanmak için değil kaybettirmek için siyaset yapılmaz. Bu ahlaksız, ilkesiz siyasettir."
Not:
Başbakan Erdoğan 24 Mart 2014 Ordu Mitinginde CHP için oy isteyen İdris Naim Şahin hakkında şöyle dedi:
"Ordu'da bizim aramızda tutunamayan bazıları da sahaya çıkmış. Maalesef. Ak Parti'nin oylarını nasıl azaltırız diye sağda solda dolaşıyorlarmış. Hele hele bunların içerisinde bir tanesi var ki benim yaklaşık 45 yıllık beraber olduğum, tanıdığım, bildiğim ve onu da belediye başkan olduğum zaman genel sekreter yardımcısı yaptığım -daha sonra partide kurucu yaptım- partimin genel başkan yardımcılıklarından bir tanesini ona verdiğim ve daha sonra bakan yaptığım birisi. Ama bu seçimde buradan büyükşehir belediye başkan adayı olmayınca, olamayınca biliyorsunuz istifa edip ayrıldı. Niye biliyor musunuz? Onun da şantaj kasetleri var. Onu da açıklayacaklar diye korkarak gitti, biliyorum. Şimdi bakıyorum ki şu anda unutmayın kardeşlerim ahlakı olmayan siyasetin millete, ülkeye faydası olmaz. İlkesi olmayan, hedefi, planı, projesi olmayan siyasetin Ordu'ya faydası olmaz. Kazanmak için değil kaybettirmek için siyaset yapılmaz. Bu ahlaksız, ilkesiz siyasettir."