22 Mart 2025 Cumartesi

SA11329/SD3435: Sıkıntı (Roman); 11. Bölüm-Çöl 1

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

‘Mûsa, “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmış kavmin arasını ayır” demişti. Allah, “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde [Tih Çölü’nde] şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme!” demişti.’
Kur'an, Maide Suresi, 25-26. Ayetler


11. Bölüm/Çöl

3 Ağustos 2019 günü de diğer günler gibi uzun geçiyordu ve birbiriyle ilgisiz gibi görünen her şey bir güne doluşuyordu. Düşünüyor, sayısız akıl yürütmelerde bulunuyor ve zamanı sıralı, ancak yoğun bir şekilde yaşıyorduk. 

İnsan zihninin kapasitesinin sonsuz olduğunu düşünüyordum, böyle zamanlarda. Zihnimiz çoğu zaman aşırı yükten dolayı genleşse de kendisini toparlamayı başarabiliyordu. Ancak onun temel kavşaklarda yaşadığı genleşme bazen derin krizlere neden olabiliyordu.

Lüks spor arabada, Ankara sokaklarında ve caddelerinde ilerleyen iki orta yaşlı insan olarak sohbet ediyorduk. Gençliğimizi geride bırakalı çok olmuştu; gençlik heyecanlarını da. 

Cevval, kendi iş disiplinini muhafaza ederek işinde başarılı olan bir insandı; iç disiplini çok da sağlam olmasa da. Ben iş ve iç disiplinini birlikte, dengeli bir şekilde sağlamayı başaran ve dengede kalmak için çabalayan bir insandım. Ne var ki şu sıralar ben ayrı bir sarsıntı yaşıyordum, Cevval ayrı; zıt yönlere doğru taşan bir etkisi vardı bu sarsıntıların.

İkimiz de değişime zorlanan bir zihinsel sürecin ürettiği karmaşık durumlarla boğuşuyorduk. Cevval değişirse sessizliğe gömdüğü ve serbest akışa bıraktığı iç disiplinini sağlayacaktı; ben de değişmesem iç disiplinimdeki dengeyi koruyacaktım.

Sol eli direksiyondaydı Cevval’in; sağ eliyle tuttuğu su şişesinden bir yudum alırken soruyordu:

‘İnsanlar değişirler mi?’ diyordu. ‘Bir çocuğun ya da bir gencin değişiminden söz etmiyorum; fiziksel ya da biyolojik değişikliklerden de. Bir yetişkin olmuş olan bir insanın değişip değişmeyeceği ile ilgili düşünceler çok daha sık sarıyorlar zihnimi. Korkuyorum, Mühendis!’

‘Korku iyidir, Cevval!’ dedim. ‘Eğer paniğe dönüşmezse! Tehlikeli olan paniktir; insanın yaptığı ve yapacağı hataların farkına varmasını engeller!’

‘Sabır taşımı hayâl kırıklığına uğratmaktan korkuyorum!’ dedi Cevval tedirgin bir sesle. ‘Onu asla üzmemem gerek!’

Cevval’i biraz uzaklaştırmam gerekiyordu, kendisine odaklanan düşüncelerinden.

‘Bir insanın değişmesi neden önemli olsun ki, Cevval?’ dedim onu biraz sorgulamaya iterek. ‘Bir ya da birden çok insanın değişmesi milyarlarca insanın varlığı karşısında bir anlam taşır mı?’

‘Daha önce bu tür şeyleri önemsemediğimi biliyorsun, dostum!’ dedi Cevval. ‘Ama şimdi değişimin ne kadar önemli olduğunu ve etkilediği, sonra etkileyeceği insanları ve şeyleri düşününce fark ediyorum. En azından bendeki değişim, hem davranışlarımı hem de evleneceğim kadınla yaşayacağım hayatın temel çerçevesini etkileyecek!’

Konuyu ondan biraz daha uzaklaştırmalıydım:

‘Bir insanın değişmesi önemlidir!’ dedim serin bir sesle. ‘Gücü ve çevresini etkileme özelliği dikkate alındığında. Daha geniş bir çerçevede bak. Başka insanları gözle; değişen ve etkileşimde bulunduğu her şeyi değiştiren insanlarla karşılaşmadın mı hiç?

‘Karşılaştım!’ dedi Cevval. ‘Babamın değiştiğini gördüm. Onun hayattan nasıl koptuğunu ve yaşama sevincini ölmeden önce nasıl kaybettiğini gün gün izledim. Ondaki değişim sadece kendisini değil beni de etkiledi. O ölürken beni de öldürüyordu, ama farkında değildi!’

Kendinden uzaklaşamıyordu Cevval.

‘Doğru! dedim. ‘Kötülük doğuran değişim etrafa kolaylıkla yayılır. Kötülük çok kolay yayılabilir bir özelliğe sahiptir çünkü. Bir kişi asla bir kişi olarak kalmaz; çoğalır. Ancak kastettiğim değişim bu değil, senin ihtiyacın olan değişim bu değil. Seni, babanın isteği dışında karşılaştığı travmalardan sonra değişmesinden kaynaklanan ve sana sirayet eden olumsuz etkilerden uzaklaştıracak bir değişimden bahsediyoruz. Çevrende hiç iyiye doğru değişen insanlar olmadı mı?’

‘Oldu!’ dedi Cevval acı bir tebessümle. ‘Artık hiç kimsenin cazibesinden etkilenmediği orta yaşı geçmiş kadınlardaki ve maddi ve fiziksel güçlerini kaybeden güçlü erkeklerdeki değişime çok rastladım; ama bu değişim türlerinin hiç biri iradî değildi. Benim için de bir anlam taşımıyordu, onların zorunda kalarak değişmeleri. Kendi istekleriyle değişen insanlara çevremde hemen hemen hiç rastlamadım!’

Onu kendisinden uzaklaştırmıştım biraz, sordum:

‘Peki hangi insan değişmelidir, değişimden kastettiğimiz şey nedir, Cevval!’ dedim.

‘Burada kopuyorum işte ben, dostum!’ dedi Cevval gergin bir sesle. ‘Başkasını bilmem, ama ben değişmem gerektiğini düşünüyorum, aksi halde bu şekilde yaşayamayacağımın farkındayım!’

‘Bu bir başlangıç dostum!’ dedim gülümseyerek. ‘Bir ihtiyacı hissetmezsen o ihtiyaca dönük düşünceler geliştiremezsin! Önemli olan senin kararlılığın, o da sende şimdilik yeterli olmasa da var!’

‘Nasıl değişeceğimi bilmiyorum, işte sorun bu!’ dedi yine gerilen sesiyle kendine dönerek.

‘İyi bir insanın değişmesi gerekmez, burada iyi bir insan nasıl olur diye sormayacağım!’ dedim kararlı bir sesle. ‘Değişmesi gereken, değişmesi beklenen kötü olarak değerlendirilen sözlere ve davranışlara sahip olan insanlardır; burada da kötü bir insan nasıl olur diye sormayacağım!’

‘İşte nasıl bir insan olduğuma karar veremediğim için ortaya çıkıyor ya belirsizlik!’ dedi esefle. ‘Bildiğim kadarıyla bilerek ve isteyerek birinin canını yakacak bir çocuk olarak büyümedim ben. Annemin babama yaptıkları yüzünden kadınlardan almak istediğim intikam vardı; evet, belki bu beni kötü biri yapabilir. Ama bir tek kadın dışında hiçbir kadına ikimizin de istemediği hiçbir şey yapmadım. Beni düşündüren de sadece o kadın! O kadına yaptıklarım yüzünden kötü hissediyorum, bu da beni kötü biri yapar, diye düşünüyorum!’

‘Ne yaptın?!’ dedim sorgulayan bir ses tonuyla.

Derin bir nefes aldı Cevval, bir süre sustu. Navigasyona baktı, Seyranbağları’na yaklaşan çizgiye odaklandı.

‘Uzun bir hikaye!’ dedi zor çıkan bir sesle. ‘Yolumuz da kısaldı!’

‘Olsun!’ dedim onu cesaretlendirerek. ‘Kısaca anlat!’

İçindeki kördüğümü yakalamıştım. 


<< Önceki                      Sonraki>>


[19.03.2025, 11/3 (853))]


Seçkin Deniz, 22.03.2025, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı